Uyku Kayıp Şok: Uzman Bilgisiyle Alzheimer Hızlı Yatmaya Sıkıştırıyor
Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, sabah saatlerinde hastane koridorunda, yetersiz ve kalitesiz uykunun baş ağrısı, bellek zayıflaması, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluk gibi belirtilere neden olduğunu belirtti. 1.5 derece iç sıcaklık düşüşüyle beynin “uyku zamanı geldi” diye konuştuğuna vurgu yaparken, uykunun pasif dinlenme değil, vücudun en kapsamlı biyolojik onarım süreci olduğunu söyledi. Bu açıklamaları, İHA’ya verdiği röportajda “sokaklarda uyku yoksunluğu yaşayanların hayatını nokta nokta kesme” sözleriyle paylaştı, ama ne yazık ki bazı detaylar bilinmiyor.
Gencer, sıcak havalarda uyku kalitesini korumak için önerilerde bulundu. 1 ila 1,5 derece düşen vücut iç sıcaklığının, uykuya dalma sürecinde beynin “uyku zamanı” sinyalini verdiğini belirtti. Hastane içinde yürürken, “kızgınlık” hissiyle yorgunluk, “sıcaklık” değişimiyle birleştiğinde uyku bozukluğu riskinin arttığını söyledi. Uykunun, beynin işlevlerini askıya aldığı pasif bir dinlenme hali olmadığını, bilimsel veriyle desteklediği “onarım” sürecine vurgu yaptı.
Sıcak havalarda uyku kalitesini korumak için önerilerde bulundu. Gencer, “alınacak serinlik” önlemleriyle, yatak örtüsü ve havalandırma sistemlerini kontrol etmenizi önerdi. “Uykunu ertelemek” bu öneriler arasında yer alırken, şehirdeki “soğuk” hava koşullarının da uyku kalitesini etkilediği ifade edildi. 3 farklı sıcaklık noktası, farklı “nörolojik” sonuçlar doğurabiliyor, bu yüzden uzman, uyku düzeninizi gözden geçirin, diyerek uyarıda bulundu.
Vatandaşların uykuya dalma veya uyku bozukluğu gibi durumlardan sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini söyleyen Dr. Gencer, “yatakta uzun süre kalmak” yerine, “hızlı tempolu” bir uyku düzeni oluşturmanızı önerdi. Uykusuzluk, Alzheimer riskini artırmadaki potansiyelini vurgularken, “sadece” uyku süresinin değil, kalitesinin de önemine dikkat çekti. “Sokak” ortamında yaşanan “uyku” problemlerinin, toplumda yaygın bir yanılgı oluşturduğu, ve bu yanılgının bilimsel çalışma ile çürütüldüğü hatırlatıldı.
Bakalım, bu uyarıdan sonra toplumda uyku düzenine bakış açısı nasıl değişir? Hangi adımlar atılacak, sonrasında ne gibi gelişmeler bekleniyor?
Kaynak: Orijinal Haber

